Emirgan Meydanı’ndan önce daha çok bir evi andıran Hamid-i Evvel Camisi’ni göreceksiniz. 1782 senesinde Sultan I. Abdülhamid tarafından yaptırılan caminin hemen yanındaki meydandaki çeşmeyi de eşi de inşa ettirmiş. 2009’da güzel bir restorasyon geçiren caminin yanında bir de Hünkâr Kasrı var. Caminin yanında 18. yüzyıl eseri, zarif bir yapı olan Şerifler Yalısı bulunuyor. Yalı muhtemelen 17. yüzyılda Emir Güne Han’ın Divanhanesi yerine inşa edilmiş.
1945’teki istimlak sırasında Harem kısmı yıkılmış, sahille bağlantısı kesilmiş. Boğaz’ın Avrupa yakasındaki bu en eski yalı bir zamanlar Mekke Şerifi (Mekke ve Medine’nin yöneticisi) Hüseyin’e aitti. Şerif Arapları Osmanlı İmparatorluğu’na karşı ayaklandırması karşılığında İngilizlerden kendi krallığını tanımasını istedi. Arabistanlı Lawrence ile işbirliği yaparak Haziran 1916’da Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklandı. Oğullarından Abdullah 1921’de Ürdün Emiri, diğer oğlu Faysal da Irak Kralı oldu. Türkiye‘de halifeliğin 1924’te kaldırılması üzerine Şerif Hüseyin kendisini halife ilan etti! 1930’a kadar Kıbrıs’ta sürgünde yaşadı. Bina şu anda Tarihi Kentler Birliği ve ÇEKÜL Vakfı tarafından kullanılıyor
Emirgan’ın ismi İranlı bir asilzade olan Emir Güne Han’dan geliyor. Emir Güne 1635’teki Revan Seferi sırasında kalesini Sultan 4. Murad’a savaşmadan teslim etmiş. Sultan tarafından İstanbul’a getirilmiş ve Yusuf Paşa adını almış. Sultan, Yusuf Paşa’ya o zamana kadar Feridun Bey Bahçeleri diye anılan 500.000 metrekarelik yeri, günümüzün Emirgan Korusu’nu vermiş. Aynı dönemde yaşayan Evliya Çelebi’nin şiirsel bir dille tasvir ettiği koruda bu iki yakın arkadaş çok uzun bir süre keyifli muhabbetler etmişler. 4. Murad’ın ölümünden sonra başa geçen Padişah İbrahim, Yusuf Paşa’yı idam ettirmiş. 19. yüzyılda Sultan Abdülaziz koruyu Mısır Hıdivi İsmail Paşa’ya vermiş. İsmail Paşa sahile muhteşem bir yalı yaptırdıktan sonra koruya da Sarı, Beyaz ve Pembe köşkleri inşa ettirmiş. Mısır’ı yönetirken büyük borçlar yapan İsmail Paşa, 1879’da Fransız ve İngilizlerin baskısıyla alaşağı edilmiş ve hayatının son günlerini Emirgan’da geçirmiş.
1943’ten beri İstanbul Belediyesi bünyesinde halka açık bir park olarak kullanılıyor. Koru, özellikle bahar aylarında, Lale Festivali zamanında en renkli günlerini geçiriyor.